Sevgili dostlar ,
Bir hukukçu olarak güncel olan bir kaç hukuki kavrama dilim döndüğünce açıklık getirmek istiyorum.
Tutuklama, Sanık, Hükümlü,Tutuklamanın kaldırılması,Beraat:
Tutuklama: Hakkında yapılan soruşturma sonucunda kuvvetli bir suç şüphesi olan; ikametgahı da belirli olmayan ve dışarıda serbest dolaşır ise delilleri karartma ihtimali olan kişinin , henüz suç işlediği sanıldığından , SANIK OLARAK hapishanede tutularak özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Yani ,amaç ,suçlanan kişinin özgürlüğünü peşin peşin, keyfi olarak ortadan kaldırmak değildir.O kişinin ,varsa aleyhine olan delilleri ortadan kaldırma ihtimali,karartma ihtimali nedeniyle özgürlüğü kısıtlanır.Bu kısıtlama da ancak o kişinin hapishanede tutulması ile mümkündür.ğBu sayılan şartlar yoksa ,zaten tutuklama yapılamaz,yani tutuklama kararı verilemez.Asıl olan tutuksuz yargılanmaktır..O kişi henüz HÜKÜM GİYMİŞ HÜKÜMLÜ DEĞİLDİR.Kesinleşmiş bir cezai hüküm sonucunda hapishanye konmak başka şey; Sanık olarak tutuklanarak hapishanede tutulmak başka şeydir.
Yani buradan çıkacak sonuç.Suçlanan kişi,yani SANIK ,HENÜZ MAHKUM OLMUŞ BİR HÜKÜMLÜ DEĞİLDİR.Bütün delliler toplandığında ,belli bir ikametgahı olan sanığın tutukluluk halinin kaldırılması , yani salıverilmesi zorunlu hale gelir.Sanığın tutuksuz olarak yargılanmasına devam edilir.Biz de ,halkımız bu tutukluluk halinin kaldırılmasını BERAAT olarak algılamaktadır.Oysa yargılama devam etmektedir. Ancak sanık artık tutuklu olarak yargılanmamaktadır,tutuksuz yargılanmaktadır.Ama yargılanmaktadır yani henüz hakkında karar verilmemiştir.Eğer yargılama sonucunda sanığın işlediği suç ,delilleri ile sabit olmuşsa yargılamayı yapan mahkeme sanığın cezalandırılması gerektiği konusunda bir karar verir.Ancak bu son ve kesin karar değildir,yani sanık hala sanıktır.Bu karar Yargıtayın aşamalarından da geçip kesinleşir ise artık o kişi,yani sanık artık hükümlüdür ve cezasını çekmek üzere hapishaneye konur.Bu kesinleşmiş karardan sonra bu kişiyi bulup hapishaneye koymak kolluk kuvvetlerinin işidir.Bizim yargılama sistemimiz çağdaş hukuka uygun bir şekilde böyledir.Eğer deliller yetersiz ise ve ortada suçu sanığın işlediğine dair bir şüphe varsa mahkeme sanığı beraat ettirir.Yargıtay da bu kararı onar ise beraat kararı kesinleşir.
Yani tutuklanan bir kişinin hüküm giymiş gibi algılanması ve böyle yansıtılması son derece yanlıştır.Tutukluluk hali kaldırılmış kişinin beraat etmiş şekilde algılanması da yanlıştır.
Tabii bütün bu hukuki teknik bligileri bile bile hareket eden medya mensupları yok mudur ?Sürüsüne bereket vardır.Ama onlar bilmedikleri için değil ,zaten bildikleri için böyle yapmaktadır.Önemli olan bu medyayı takip edenlerin gerçeği öğrenmesi ,bilmesidir.Zira vicdanı olan herkes , günün sonunda elbet başını yastığa koymaktadır ve tamamen kendi ile başbaşa kalmaktadır,artık onu gerçek düşüncesinden alı koyacak bir TV dizisi .bir futbol maçı,vs gibi algısını değiştirecek bir şey yoktur, gerçekle, iç sesiyle başbaşadır.İşte o zaman o nefis, eğer Nefs-i Emmare, yani "hayvan nefs" mertebesinde değil ise, biraz insanlıktan nasibini almış ve Nefs-i Levvame mertebesine gelmiş ise , "İlenen bir nefs" olmuşsa.Yani kendine ilenir,kendini ,yanlış tutum ve davranışları nedeniyle eleştirir; "...ben ne yaptım yahu bugün ,..bile bile yanlış yazdım ,çarpıttım..haksızlık yaptım,kul hakkı yedim.." der. Derinden bir yerden ,kendi kendine ,kimsenin ve hatta nerede ise kendisinin bile duymayacağı bir sesle bir "yuuuhhh " çeker.Ama sabah kalktığında artık hayat başlamıştır.Vicdan artık yastıkta kalmıştır.Yeni bir gün ve bile bile çarpıtma devam eder gider.
Tabii bir gün o kişinin Nefsi, "Nefs-i Mülhimeye" ulaşmışsa, o zaman başka.Zaten o kişi, artık istese de yalan ,yanlış yazamaz.
Şimdi burada duralım ve ben size bir köylüden dinlediğim hakayeyi anlatayım:
Orman içinde bir evin çok güzel bir kurt köpeği varmış.Tabii ormanlık bir yerde böyle bir yardımcı da şart.Evin, yeni doğmuş, henüz kundakta bir bebeği de varmış.Tabii ki her kes bu bebeğin üzerine titriyormuş.Bebeğin yatak odası üst katta bir yerdeymiş.Bir gün evin beyi, üst kattan bir gürültü ve hırlama, havlama sesi duymuş ve bebeğin odası da üst katta olduğu için hemen av tüfeğini almış ve hızla yukarı kata çıkmış. Sesler bebeğin odasından geliyormuş.Evin beyi oraya doğru yönelmiş , o sırada bebeğin kapısı birden açılmış ve evin kurt köpeği ağzı kanlar içinde kapıda belirmiş.Kapı aralığından görüldüğü kadarı ile bebeğin bulunduğu salıncak da aynı şekilde, kanlar içindeymiş.Evin sahibi hiç tereddüt etmemiş ve tetiğe basmış ve kurt köpeğini oracıkta öldürmüş. Telaşla bebeğin salıncağına seyirtmiş , bir de ne görsün ,bebek sapa sağlam duruyor,ama açık pencereden gördüğü manzara onu kahretmiş .Zira açık pencereden gördüğü şey bir çakalın yaralı bir şekilde pencereden aşağı atlayarak kaçtığı imiş.Yani evin köpeği bebeğin odasına açık pencereden giren ve bebeğe saldırmaya hazırlanan çakalla mücadele etmiş ve onu yaralayarak pencereden kaçmasını sağlamış.İşte gerçek bu imiş.Yani bebeğin odasından ağzı kanlı çıkan kurt köpeği ,yani sanık meğer kuvvetli suç şüphesine rağmen masummuş ve hatta kahramanmış.Ama gerçeği öğernme sabrını göstermeyen evin reisi ,büyük bir hata yapmış ,o kaharamanı öldürmüş.
Biz buna medyada- basında yargısız infaz diyoruz.Başını yastığa koyduğunda kendinin bile duymak istemediğin "yuuuuhhh" sesine kulak ver ve insan olduğunu unutma.İşte hukuk bunun için var.Klasik değişle o bir gün herkese lazım olur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder